ADNAN YILDIZ

15/4/2008 - Fındık ve Ordu 5

Kategori: Tarih Memleket

Fındığın Ortaya Çıkardığı Sosyal Olaylar

Fındığın Ordu topraklarıyla buluşmasından itibaren, Ordulu için fındığın dalına tutunmak hayata tutunmakla eşdeğer olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Ordu İli’nin sosyal hayatında ortaya çıkan olaylarda  fındıkla ilgili gelişmeler öncelikli belirleyici konumunda olmuştur. Özellikle 1970’li yıllarda yaşanılan olaylarda Ordu İlinin öne çıkmasında fındığın oluşturduğu zeminin çok büyük payı vardır. İlin sosyal hayatında bu güne kadar fındığın ortaya çıkardığı, gerek ülke gerek yerel bazda derin izler bırakan olayların başında tefecilik ve fındık mitingleri gelmektedir.

Tefecilik

Tefecilik Ordu ilinde fındıkla birlikte anılan bir faaliyettir. Aynı zamanda diğer sosyal olaylarında tetikleyicisi konumundadır. Bu faaliyet şu şekilde  gerçekleştirilmektedir. Asıl amacı fındık ticaretinden öte faiz üzerinden para kazanmayı amaçlayan tefecilere, fındık fiyat politikalarını ülkemiz aleyhine belirlemekten yana olan merkezlerden pompalanan paralar, üreticiye yüksek faizlerle dağıtılmaktadır. Bu işlem gerçekleştirilirken aynı zamanda üreticinin ürününü başka bir yere satmaması da taahhüt edilmektedir. Bu durumda üretici fındığını bu kişilere piyasa fiyatının altında bir fiyatla satmakta ve çoğu zaman aldığı paranın faizini ancak ödeyebilmektedir. Bu durum sonucunda bir çok üretici elindeki tüm mal varlığını kaybedilmektedir.

Tefecilik Ordu İlinde uzun yıllardan bu güne kadar  kanayan bir yara olarak devam etmektedir. Bu durumla Cumhuriyetin ilk yılarında Ordulu bir çok aydının mücadeleleri olmuştur. Bunlardan bir tanesi de yazar ve siyasetçi Yekta Karamustafa’dır. Onun tefecilikle mücadele amaçlı yazdığı bir manzum diyalog 1930’lu yıllarda köy bayramlarında öğrencilere okutturulmuştur.

Bu diyalog bir dilencinin kendi ağzından bu durumlara nasıl düştüğünü anlatmaktadır. Bazı bölümlerinden alıntılar yaptığımız diyalog şöyledir.

“…Benim de herkes gibi şence bir obam vardı

Halılarım, kilimim, kocuğum, abam vardı

Atamdan miras kalan verimli tarlalarım

Yazın göç etmek için dumanlı yaylalarım

Koyun, keçi , at, manda, hepsi kapımızdaydı

Köyün belki yarısı bizim tapumuzdaydı

...

...

Bir yıldır gökyüzünden düşmedi bir damla su

Çiçeklerin kalmadı ne rengi kokusu

Tarlalar yangın yeri, yamaçlar yanardağı

Elimiz böğrümüzde kesemiz boşalmıştı

Ayakta durmak için ancak bir yol kalmıştı

O yol da tefeciden faizle para almak

...

Düştüm şehrin yoluna yanık, kızgın bir gündü

Vardım kan ter içerisinde kasaba çarşısına ,

Oturdum süklüm büklüm faizci karşısına

Off! O karanlık demleri düşünmek bile ölüm

Şu anda çocuklarım kan ağlıyor ah gönlüm

...

Boyun eğmek ne kötü, eğilmek ne ızdırap

Çekilir mi Allah’ım bu işkence bu azap?

Birkaç kuruş uğruna böyle küçülmek niye?

Bu eğilmeyen başlar layık mı işkenceye?

...

-Dedim efendi dayı geldim hacet için

Bu yıl kurak gitti ya, yandı bizim fındıklar

Parasız pulsuz kaldık açıkça derdim budur.

Elbet böyle gitmez ya, gelecek yıl mutludur.

...

Tapuları istedi şöyle dikkatle baktı

Olmadı alnındaki altın gözlüğü taktı

...

Tapularım atamın armağanı tapular

İçinde yaşadığım o sevimli yapılar

Böyle bir gün uçup gitti ellere

...

            O yılki üç yüz lira oldu altı yüz heman

Ah! O faiz ne yaman ah o faiz ne yaman

...

Tefecinin defteri gayyadır düşmeye gör

Tefeci denenlerle sakın tanışmaya gör

            Adı batsın onların sönsün hep ocakları

Yıkılsın yuvaları köşe ve bucakları….”[29]

Şartların getirdiği olumsuzluklardan dolayı çaresiz kalarak tefeci eline düşen üreticilerimizin yanında, tefecinin verdiği garantiden dolayı kaygısızca yaşanılan bir hayat tarzı da bazı üreticileri tefeci eline düşürmektedir. Bu durumu Sami Öngör 1930’lu yıllara ait  anılarında şu şekilde anlatmaktadır

“…Yanlış hatırlamıyorsam, fındığın kantarı 40-50 liraya kadar çıkmıştı. Bu o yıllar için büyük paraydı.

Bu durum Kasabanın (Ordu) yaşantısında görülmemiş bazı değişikliklere yol açtı. Geçen yüzyılda Amerika da altın keşfedilen bölgelerde yada Batı’nın nüfuslanılıp yerleşilmesi sırasında görülenlere benzer biçimde gece kulüpleri , kumarhaneler, içkili, sazlı lokantalar açıldı. Her akşam dönemin ünlü havaları olan Çarliston, Fokstrol müziği eşliğinde dans edilen, sabahlara kadar eğlenilen bu barlarda artist ve konsomatris olarak çalışan kadınlar yüzünden kavgalar eksik olmazdı. Birer batakhaneden başka bir şey olmayan bu barlarda, yeni yetişen toy, görgüsüz gençler bu kadınlarla daha sıkı ilişki kurma yarışına girdiler. Bu yüzden yaptıkları yersiz ve dayanılmaz para savurganlığı, bir çok ailelerin başına onarılmaz dertler açtılar. Ne gariptir ki, bu gece kulüplerine ve öteki sazlı, içkili gazinolara yalnız kasabanın az çok varlıklı ailelerinin şımarık gençleri değil, fındık satışından ellerine görmedikleri kadar para geçen bazı köy ağaları ve delikanlıları da devam ediyordu.”[30]


(Büyütmek için tıklayınız)

(Tefeciler elinde ipotekli bulunan vatandaş mülklerinin, Ziraat Bankasına devredilmesine  dair  Başbakan  Adnan  Menderes'e Ordu  Mebuslarınca  çekilen telgraf)

Ordu İlinde tefecilik, bugüne kadar uygulanan fındık politikalarının bir sonucudur. Bu olumsuz durumun ortadan kaldırılması en başta üreticilerimizin bilinçli davranmasıyla gerçekleşecektir. Ayrıca gerçekte fındığın ticaretiyle uğraşan ve bu konuda yerel politikalara destek olan tüccarlarımızın sayısının gün geçtikçe artması ve üreticiye uygun şartlarda kredi sağlayan yapılanmaların oluşturulmasıyla bu durum en kısa zamanda ortadan kalkabilecektir.

1970 yılı Fındık Mitingi

Ordu ilinde, fındık konusu bireysel varoluş mücadelesinin yanında aynı zamanda milli bir konu olarak algılanmaktadır. Bu yüzden fındıkla ilgili olumsuz gelişmelerde, sabırla beklenilen çözümlerin ilgililerce ortaya konmaması durumunda, mitingler bir çözüm yolu olarak görülmüştür., Bu amaçla değişik zamanlarda makül taleplerin seslendirildiği mitingler düzenlenmiştir. Ancak bu mitiginglerde istenmeyen bazı olaylar meydana gelmişse de. Ordulu’ların sağduyusu genelde hakim olmuştur. Çözüm taleplerinin dillendirildiği mitinglerden ilki 1970 yılında gerçekleştirilmiştir.

1970 yılında fındık taban fiyatlarının 15 Haziran tarihine kadar ilan edilmesi hükümetten istenmesine rağmen ilan edilmemiştir. Bu tarihten sonra tespit edilecek fiyatların beklenenin çok altında kalacağının anlaşılması üzerine Ordu ili Muhtarlar Cemiyetince oluşturulan komite tarafından 8 Temmuz Çarşamba günü bir miting tertip edilmiştir. Saat 10’da başlayan mitingin saat 12’ de sona ermesi planlanmıştır.

Miting planlanlandığı şekilde sonuçlanmamış, miting komitesinin kontrolü dışında gelişmeler ortaya çıkmıştır. Samsun-Trabzon yolu 6 saat süreyle trafiğe kapatılarak, şehir merkezinde tefecilere ait olduğu söylenilen bir çok iş yerine saldırılmıştır. İşyerine saldırılan  tüccar tarafından bir göstericinin vurularak öldürüldüğü miting gece saat 12 civarında sona erdirilmiştir.

2006 Yılı Fındık Mitingi

1970 yılı fındık mitinginden sonra ikinci büyük miting 30 Temmuz 2006 yılında gerçekleşmiştir. Fiskobirliğin finansman temininde yaşadığı güçlüklerden dolayı ürün bedellerini ödeyememesi, serbest piyasada fındık fiyatlarının beklenmeyen seviyelere inmesine sebep olmuştur. Bu gibi durumlarda yapılması gerekli müdahalelerin ilgililerce gerçekleştirilmemesi,üreticinin sahipsizlik hissine kapılmasına vesile olmuştur. Fındığa sahip çıkmanın aynı zamanda ülke çıkarlarına sahip çıkmak olduğu bilinciyle hareket eden fındık üreticileri , Ziraat odaları ve sivil toplum kuruluşları öncülüğünde yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı bir miting organize etmişlerdir.

Miting saat 11’de Cumhuriyet meydanında başlamıştır. “Efendiydik köle olduk”,” Biz ağlarken gülenlerden hesap soracağız.”,” Öldük ama kefenimiz yok” “Fiskobirlik oldu fiyaskobirlik “ gibi sloganların yazıldığı pankartların açıldğı miting renkli görüntülere sahne olmuştur. Ancak mitingin bitiminden sonra Samsun –Trabzon karayolunun 9 saat süreyle trafiğe kapatılması sonucu, bazı istenmeyen olaylar ortaya çıkmıştır.

Ordu İli Kültüründe Fındığın yeri

Ordu ili, Türk kültürünün zenginliğinin yaşatıldığı illerimizdendir. Binlerce yıllık zamanın süzgecinden geçerek bugünlere ulaşan kültür değerlerine bazı dönemlerde yenileri katılabilmektedir. Bu dönemlerden bir tanesi de fındığın Ordu ili topraklarıyla buluşmasıdır.

Fındığın ekonomik bir değer olması yanında yörenin kültürel hayatına bir çok etkilerinin olduğu görülmektedir. Bu konu başlı başlına bir araştırma konusudur. Amacımız,bu etkileşimin ipuçlarını burada örneklendirmek suretiyle konunun bütününe dair bir fikir oluşturabilmektir.

Ordu türkülerinde fındık

Ordu iline ait bir çok türküde fındık teması vardır. Bu türkülerde fındık sevgiliden ayrı söylenmemiştir. Türkülerde fındık bahçesi bazen sevgiliyle buluşulacak yer olmuş ve sevgili bahçeye şu şekilde çağırılmıştır.

Bahçeye gel bahçeye

Kuru fındık bulursun

Alacaksan al beni

Sonra pişman olursun


Fındık dalda tekleme

Kız saçların ekleme

Ben gidiyom Ordu’dan

Gelir diye bekleme

Bazen fındık toplarken sevgili hayal edilmiştir.

Çıktım fındık dalına

Baktım yarin yoluna

Ela gözlü sevdiğim

Gel salına salına


Gel güzelim yandım aman güzelim

Çayır çimen gezelim


Fındık dalı büyüyecek

Asıldım eğilecek

Dün gece düşte gördüm

Benim yarim gelecek
Bazen sevgiliyle fındık toplanmaktadır

Fındık toplayan kızlar

Fındık dalda kalmasın

İyi toplayın kızlar

Başakçılar çalmasın

Fındık dallarının yeşermesi hatırlatılarak baharın gelişinin fındık dallarında sevgiyi çoşturması vardır

Yine yeşerdi fındık dalları

Acep ne olacak yarin halleri

Dalgalanıyor pembe şalvarı

Kız allan pullan gel

Gel yanıma

O beyaz kolların

Dola boynuma

Manilerde Fındık

Ordu ili mani kültürü bakımından son derece zengindir. Yörede mani, atma türkü , imece türküsü, eski türkü, dömbelekçi türküsü isimleriyle bilinmektedir.

Yöre konusunda bir çok saha araştırması yapan  Prof. Dr. Necati Demir, yöreye ait manileri derlemiştir.[31] Bu manilerin bir çoğunda da fındık sevgiliyle birlikte konu edinilmiştir. Bunlara birkaç örnek verecek olursak,

Fındığımı iç ettim

Yaylalardan göç ettim

A kız senin yolunda

Bu canımı hiç ettim


Fındığın kurusuna

Çıkamam yarısına

Baba beni çoban ver

Kızların sürüsüne


Fındık daldan asılsın

İki gözüm nasılsın

İkimizin sevdası

Gazeteye yazılsın


Fındığın dalımısın

Ordu’nun balımısın

Acaba benim kadar

Sende sevdalımısın


Fındık fıstık olurmu

Basma yastık olurmu

El kızı koynundayken

Uykuya doyulurmu


Fındıkların altında

Gavil gaver bağladık

Ayrılıpta giderken

İkimizde ağladık

İnanışlarda fındık

Yöreye ait bazı inanışlarda da fındık konusuna rastlanmaktadır. Bunlardan bir tanesi çocuk hastalıkları konusundadır.

Bazı çoçukların baş ve gövdelerinde oluşan çıbanların giderilmesi için , çocuk yıkanırken , suyuna yedi çift, bir tek, yıllanmış (bir önceki yıla ait) fındık atılır ve bu fındıklı suyu çocuğun başından dökerler. Sonra bu fındığı dört yol ağzına bırakırlar .Bu fındıkları kim alır yerse çocuğun hastalığı ona geçermiş.[32]

Başka bir inanışta ise ikiz fındıkları yastığının altına koyup uyuyanlar gece rüyasında sevgilisini görürmüş şeklindedir.

Fındıkla ilgili kavramlar

Bahçeleme: Fındık ışkınlarının kesilerek fındık bahçelerinin temizlenmesi

Başşak: Toplanmış olan fındık bahçelerinde gözden kaçmış olan fındıkların aranılarak toplanması.

Çeç: Yeşil kabuğu çıkarılmış fındık

Işkın: Küçük fındık fidanları

Fındık Ocağı:Fındıkların belli aralıklarla dikilmesi sonucu, 5-6 fındık dalının bir arada bulunduğu kümeler.

Fındık sırası:Fındık ocaklarının belli aralıklarla  aynı hizadaki sıralanmış hali

Goruk: Fındık kurdu tarafından delinerek içi yenmiş içi boş fındık

Fındık kurdu: Fındıkların kabuğunu delerek içini yiyen, fındık zararlısı böcek

Fındık tirmiti: Fındık bahçelerinde büyüyen mantar

Gıdık: Fındık toplamak için küçük sepet

Şelek: Fındık toplamak için büyük sepet

Harman: Fındıkların serilerek kurutulduğu yer

Kavsul: Fındığın yeşil dış kabuğunun kurumuş hali

Kavsuk: Taze fındığın iç zarı

Kara yanık: Fındığın hastalanarak dalda siyahlaşmış hali

Sayvan: Fındık harmanlarındaki bekçi kulubesi

Potak: Birden fazla fındığın bir arada bulunduğu salkım

Tekleme: Potak olmayan tek fındık

Püs: Fındık çiçeği

Pürçek:Fındığın meyveye durmadan önceki hali

Yesük: İçini dolduramamış fındık

Bazı kavramlar ise fındıktan sonra farklı anlamlar kazanmıştır. Bunlardan bir tanesi Eylül ayıdır. Bu ay’ın Ordu’ daki diğer adı “erkek ayı”dır. Fındığın hasadının tamamlanarak pazara indirme sürecinin başladığı bu ay bütün hesapların görüleceği aydır. Düğün, nişan ve yıl boyu elde edilmenin hayalinin kurulduğu her şey Eylül ayına bırakılır. Bu yüzden aile reislerinin vaadlerini gerçekleştireceği ay olmasından dolayı bu ay halk arasında erkek ayı olarak adlandırılmıştır

Sonuç olarak ,ikiyüz yıla yaklaşan bir süre içerisinde fındık ve Ordu ili birbirinden farklı düşünülemez bir hale gelmiştir. Ülkemizde ve dünyada fındıkla ilgili bütün alanlarda Ordu ili lider ve merkez konumundadır. Özellikle son yıllarda fındıkla ilgili politikaların yerel merkezlerden oluşturulması zorunluluğu kaçınılmaz bir hal almıştır. Bizler inanıyoruz ki bu durum en kısa zamanda gerçekleştirilecek ve Ordu ilimiz fındığımızla ilgili politikaların oluşturulduğu merkez olacaktır.

Adnan Yıldız

Başbakanlık Arşiv Uzmanı

ayildiz52@gmail.com


[1] Kemal Peker, Fındık, Giresun 1947-1948, s.11

[2] Ayhan Yüksel, “Fındık ve Tirebolu”, Giresun Tarihi Yazıları, İstanbul 2002, s.229

[3] Ayhan Yüksel, “Ordu Kasabasında Fındık Ziraatının Teşviki (1894)”, Güzel Ordu Gazetesi,  Mart 2003

[4][4] Ferhat oğlu M. Fahrettin, Ordu Külliyatı, Sivas 1934, s.28

[5] Yüksel Ayhan, a.g.m, mart 2003

[6] Vilayet-i Salname-i Trabzon , 1296, s.157

[7] Ferhat oğlu M. Fahrettin, Ordu Külliyatı, Sivas 1934, s.36

[8] Vilayet-i Salname-i Trabzon,1322,s.423

[9] Vilayet-i Salname-i Trabzon.1321, s.465

[10] Ferhatoğlu M. Fahrettin, a.g.e, s.36

[11] Semiz Yaşar, “ 1923-1950 Döneminde İktisadi Bakımdan Ordu Vilayeti” Dünden Bugüne Ordu İli, Konya 2001, s.148


[1] Ferhatoğlu M.Fahrettin; a.g.e, s.38

[2] Kemal Peker, Fındık, Giresun 1947-1948, s.184

[3] www.fıskobirlik.org.tr/istatis.htm.
-[endif]-->

Hakkımda

Bilgi ve Belge Yöneticisi

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Osmanlı Belgelerinde Rize

Kategoriler

Arkadaşlarım